|
Kötü sonuçların art arda geldiği günlerde Ziya Doğan katıldı kadromuza.
Hadi hocam, canım hocam, aman hocam takım gidiyor sen yaparsın bir şeyler dedik. Neyse ki son maçlarda alınan dört galibiyet ile yeniden umutlandık ve derin bir oh çektik. Devre arası hadi transfer yapalım, rakiplerimiz birer birer iyi transferler yaptı yoksa ikinci yarı halimiz perişan olur derken son ataklarla Çekler, eski Malatyasporlu oyuncular derken faydalı sayabileceğimiz transferler yaptık. İş ikinci yarı alacağımız galibiyetlere kaldı. İkinci yarı itibari ile şuana kadar üç maç oynayabildik. Hele Sivasspor'u yenerek başlarsak ikinci yarı kimse bizi tutamaz diye düşünüyorduk. Ama maalesef maç berabere bitti. Aynı Sivasspor bizden sonraki maçlarını kaybetti. Anlayacağınız bir biz yenemedik. Zaten ne hikmetse rakiplerimiz bizle maç oynayacağı zaman ekstra bir motivasyonla çıkıyor. Ardından kendi sahamızda Galatasarayla oynuyoruz yine berabere… Her anlamda tam bir kriz yaşayan Galatsaray'da futbolcular yumruklanırken, Adnan Polat'ın başlattığı yardım kampanyası,(üstelik bu kampanyaya parasını alamadığı halde yardımda bulunan futbolcularda var) Fenetbahçe'nin berabere kalmasıyla şampiyonluk noktasında yeniden umutlanan takım haline gelince bizim galibiyet düşündüğüm maçtan berabere ayrılmak sevindirici oldu haliyle. Bu hafta Trabzonsporla oynadık. Bu maçtan bir galip gelebilsek ligde rahatlayacağız kesin. Ama ilginçtir Teknik Heyetle sorun yaşayan, futbolcularının araba ve iş yerleri kurşunlanan, devre arasında takımı sil baştan değişen bir Trabzonspor ile maç yapacağız derken bütün eski başkanların kulübe gelerek moral vermesi yeni transferler, camianın kenetlenmesi, 70 gün sonra kedi sahasında ilk maçını oynaması nedenleriyle karşımıza çıkan bilenmiş bir Trabzonspor. Sonuç mağlubiyet. Bu arada hava koşulları nedeniyle ertelenen, transferleri ile göz dolduran ve ilk yarı beş yediğimiz bir deplasman Vestel maçımızı da ligler bir hafta ertelenince oynayamadık. Oynamış olsak tahmini ne olabileceğini de söylemek istemiyorum… Efendim şimdi rakip kim olursa olsun ve hangi koşul olursa olsun çıkarak bileğinin hakkıyla puan ve puanlarını alacaksın denebilir tabiî ki. Ama ilk yarının flaş takımı Sivas, bizle berabere kalır gider diğer takımlara, biri kendi sahasında olmak üzere yenilirse, Samsun üst üste iki galibiyet alırsa, Ankaragücü deplasmanda K.Erciyes'i yenerse “bize de bir gül” dersin elbette. Kötü oynamıyoruz çünkü. Son değişikliklerle birlikte iyi takım olduk. Ama şans bize gülmüyor nedense. Oturup ağlayacak değiliz elbette. Birde Sayın Ziya Hocama bir sitemim var. Onca tecrübesiyle geçen bu süreç içerisinde bu takımı yırtıcı bir hale getiremedi. Hayati maçlar oynuyoruz ama hücum bölgesinde istediğimiz çoğalmayı sağlayamıyor defans bloğunda inanılmaz hatalar yapıyoruz. Son Trabzon maçında Ali Güzeldal tek başına iki oyuncumuzu çalımlayarak elini kolunu sallaya sallaya golünü attı ve müdahale edemedik. Sonara sahaya hep maçı kontrollü götürebileceğimiz bir kadro yapısıyla çıkıyoruz. Anlayacağınız biraz korkak davranıyoruz. Ne gereği var. Şu Trabzon maçında hücum eden bir hüviyette olsaydık da öyle yenilseydik. Ama anlamsız bir ürkeklik var üzerimizde. Biraz zaman ilerler ve maç berabere giderse hemen skoru koruma güdüsüyle hareket ediyoruz. Artık buna bir çözüm bulalım. Çünkü telafisi olmayan maçlar oynuyoruz. Üstelik rakiplerimiz sürpriz galibiyetler alıyor. Haftaya kendi sahamızda K.Erciyes maçımız var. Bu maçtan mutlak galibiyetle ayrılmamız gerekiyor. Aksini düşünmek istemiyorum. Saygılarımla… |